Üniversite Tercih Süreci ve Doğru Meslek Seçimi

karar-verme

ÜNİVERSİTE TERCİH SÜRECİ VE DOĞRU MESLEK SEÇİMİ

Üniversite sınavı sonuçları açıklandı. Veliler, öğrenciler ve eğitimciler için önemli bir süreç başlamış oldu. Ülkemizde her yıl sayıları dünyanın birçok ülkesinin nüfusundan daha kalabalık bir öğrenci kitlesi üniversite sınavına giriyor. Her yıl yeni bir nesil üniversite kapılarına dayanırken, üniversiteden mezun olan yüz binlerce kişi de işsizlik kervanına katılmaya devam ediyor. Lise mezunlarının üniversite tercihleri için ter döktüğü bir dönemde, onların selefleri olan üniversite mezunları sosyal medyada atanmak için her gece çeşitli kampanyalar düzenlemektedir.  Dolayısıyla, bugün üniversite tercihi yapacak kitle eğer bilinçli bir tercih yapmazsa 5 yıl sonra çeşitli platformlarda atanmak için kampanyalar yapan, politikacıları sosyal medyada etiketleyerek kadro isteyen kesim olacak. Bu yüzden önemli bir süreç ve bu süreç herkese düşen önemli görevler var. Bu yazıda üniversite tercih sürecinin paydaşları olan öğrencilere, eğitimcilere, velilere ve politika yapıcılara bazı öneriler sunulacaktır.

Temel Eğitim İstatistikleri

Önce istatistiklerden başlayalım. MEB 2018 yılı istatistiklerine göre Türkiye’de okul öncesinde 1 milyon 500 bin, ilkokulda 5 milyon 100 bin, ortaokulda 5 milyon 600 bin ve liselerde 5 milyon 700 bin olmak üzere toplamda örgün eğitimde yaklaşık 17 milyon 900 bin öğrenci bulunmaktadır. YÖK 2019 yılı istatistiklerine göre ise Türkiye’de ön lisans düzeyinde 2 milyon 830 bin; lisans düzeyinde 4 milyon 420 bin, yüksek lisans ve doktora düzeyinde ise 490 bin öğrenci bulunmaktadır. Üniversite sayıları ise; 129 devlet üniversitesi, 73 vakıf üniversitesi ve 5 vakıf meslek yüksekokulu olarak ifade edilmiş. 2019 yılı için Yükseköğretim Kurumları Sınavına (YKS) 2 milyon 528 bin 110 aday başvuruda bulundu. 2018 yılında YKS’ye başvuran aday sayısı 2 milyon 381 bin 421 kişi olmuş. Bunlardan 1 milyon 749 bin 144 kişi tercih hakkı elde etmiş, tercih hakkı olanlardan 1 milyon 206 bin 811 aday üniversite tercihi yapmış ve üniversitelerin lisans ve ön lisans programlarına toplam 710 bin 982 aday yerleşmiş. Öğrenciler bir yandan üniversitelere yerleşirken diğer yandan üniversiteleri terk eden ciddi bir kitle de bulunuyor.  MEB istatistiklerine göre son beş yılda üniversite öğrenimini yarıda bırakanların oranları sayısı 1 milyon 115 bin 530 olmuş. 2018 yılında üniversiteyi yarıda bırakanların oranı bir önceki yıla göre % 92,2 artış göstermiş ve 400 bini aşmış. Diğer önemli bir istatistik ise işsizlik istatistikleri. Türkiye’de 15 yaş ve üstü kişilerin işsizlik oranları 2019 Nisan ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 116 bin kişi artarak 4 milyon 202 bin kişi olmuş. İşsizlik oranı % 13,3 seviyelerinde gerçekleşti. 15-24 yaş arası genç nüfustaki işsizlik oranı ise % 23,2 olarak belirlendi. Bütün bu istatistikleri başta eğitimciler olmak üzere, herkesin doğru okumaya ihtiyacı var. Bu devasa istatistikleri göz ardı ederek geliştirilecek eğitim politikaları, eğitimle ilgili alınan önemli kararlar veya yapılacak bir üniversite tercihi uzun vadede başarısız olmaya mahkumdur. Dolayısıyla bu süreçteki ilk önerimiz herkesin oturup bu istatistikler üzerine düşünmesi olacaktır. Sayıları milyonları aşan bu öğrencilerle ne yapacağız? Bu kadar büyük bir kitle hangi hedeflere yönelecek? Hepsini uzun vadede nasıl istihdam edeceğiz? Bu kadar büyük bir kitle için eğitim planlamasını nasıl yapacak, onlar için en uygun öğrenme ortamlarını nasıl hazırlayacağız? Eğitim süreciyle ilgili doğru tercihleri nasıl yapacağız? Hangi üniversiteyi ve bölümü tercih etmemiz gerekiyor? Geleceğin meslekleri neler olacak… Öncelikle herkesin kendi görevi ve sorumluluğu bağlamında bu sorular üzerinde düşünmesi, sadece eleştirme kolaycılığına başvurmadan ortaya öneriler koyması ve bu önerilerin hayata geçirilmesinin de takipçisi olması gerekiyor.

İstatistikleri Doğru Okumak 

Bu yazıdaki temel odak üniversite tercih süreçleri olduğu için yukarıda sözü edilen rakamları bu konu açısından ele alalım. Bütün bu rakamlar ilk aşamada bize şunu söylüyor; iyi bir üniversite okumak ve sonrasında bir işe yerleşmek her geçen yıl giderek zorlaşıyor. Bunu umutsuzca bir tablo olarak okumak da, daha planlı hareket etmenin bir ön uyarısı olarak okumak da mümkün. Oturduğumuz yerden haftalar boyunca işlerin ne kadar kötüye gittiğini, ekmeğin artık aslanın ağzında olduğunu, eğitim sisteminin ne kadar plansız ve kötü olduğunu konuşsak da bu bizi umutsuzluğa sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır. Bu tablodan çıkan genel ve işlevsel okuma şu olmalı; artık daha planlı ve sistemli hareket etmeli ve daha fazla çaba şart etmeli. Bugünün gençlerinin artık iş beğenmediği gibi bir genelleme kolaycılığına kaçmanın bir yararı yok. Ancak şöyle genel bir sorun var; yapılan araştırmalarda iş imkanlarının çok daha fazla olduğu Batı ülkelerinde gençler iş aramaya çok daha fazla zaman ve enerji harcarken, ülkemizde istihdam imkanları daha sınırlı olmasına rağmen gençler iş aramaya daha az zaman ve enerji harcıyor. Bu tablonun tersine dönmesi gerekiyor. Başka bir deyişle; bugün iyi bir işe sahip olmak için daha fazla çaba sarf edilmesi gerekiyor. Bu çabanın üniversite tercih sürecine ilişkin ilk adımı da üniversite tercihini doğru bir motivasyonla ve doğru yöntemlerle yapmaktır. Tercih sürecine başlamadan önce de herkesin üniversite okumak zorunda olup olmadığı sorusunun ele alınması gerekiyor.

Herkes Üniversiteye Gitmek Zorunda mı?

Üniversite okumak başarılı olmanın, iyi bir işe sahip olmanın ve mutlu olmanın olmazsa olmaz şartlarından birisi değildir. Bu yüzden herkesin takıntılı bir şekilde dört yıllık bir lisans bölümü okuma gayreti içinde olması çok anlamlı bir tercih değildir. Üniversite yılları yaşamın en verimli yıllarıdır. Kişinin bu yılları hiç zevk almadığı, zorla yerleştirildiği veya hiçbir şekilde gelecek vaat etmeyen bir bölümde harcaması ona mutsuzluktan ve verimsiz bir hayattan başka bir şey getirmez. Üniversite sıraları bu duruma dikkat etmediği için mutsuz ve verimsiz bir şekilde gün sayan, geleceğe yönelik yoğun kaygılar yaşayan öğrencilerle dolu. Bu öğrenciler mezun olduktan sonra da bazen yıllarca atama beklemekte ve hayatı sürekli ertelemektedir. Benzer şekilde iş dünyası yanlış seçimlerden dolayı işinde mutsuz olan, tükenmişlik yaşayan ve bu mutsuzluğu bütün hayatında hisseden insanlarla dolu. Bu yüzden kötü veya hiç istenmeyen bir bölüm okumak yerine başka alternatifler düşünmek daha sağlıklı bir tercihtir. Bunun için;

  • Yabancı dil öğrenme ve yabancı dil temelli çalışma fırsatlarını araştırma
  • Bilgisayar becerilerini geliştirmek ve kurslara giderek sertifikalar alma
  • Yurt dışı çalışma fırsatlarını araştırma ve yurt dışı deneyimler edinme
  • Kişinin kendi imkânları ölçüsünde küçük ticari faaliyetlere başlaması
  • Şirketlerde ve firmalarda çeşitli pozisyonlarda çalışma ve deneyim edinme
  • Çeşitli iş kollarında uygun koşullarla bayilik veren firmaları araştırma
  • İnternet üzerinden para kazanma ve gelir etme fırsatlarını araştırma
  • Devletin KOSGEB, İşkur, Tarım İl müdürlükleri aracılığıyla sanayi, tarım, hayvancılık, ticaret ve hizmet sektörü gibi alanlarda sağladığı çeşitli destek ve teşvikleri araştırma ve bunlardan yararlanma yoluna gitme
  • Özellikle tarım ve hayvancılık alanında yurt içindeki ve yurt dışındaki iyi örnekleri inceleyip benzer projeler geliştirmek ve hayata geçirme gibi alternatifler değerlendirilebilir.

Üniversite Tercihi  ve Meslek Seçimi Sürecine Nerden Başlanması Gerekiyor?

Üniversiteye gitmek, iyi bir bölüm okumak, güzel bir işe girmek ve çok para kazanmak… Bütün bunların hepsini çoğu kez amaç gibi düşünsek de bunların hepsi birer araç. Anlamlı ve huzurlu bir hayat yaşamak, mutlu olmak, yaşamdan doyum almak için kullandığımız birer araç… Araçlara gereğinden fazla önem atfettikçe ve onları amaç haline getirdikçe mutluluktan ve anlamlı bir hayattan uzaklaşıyoruz. Üniversite okumayı hayatının en büyük amacı haline getiren kişi bunun sadece bir araç olduğunu ve mutlu bir yaşama giden onlarca araçtan sadece biri olduğunu unutunca, bu amaca ulaşsa bile çoğu zaman büyük bir boşluğa düşüyor ve çoğu zaman hayal kırıklıkları yaşıyor. Bu ayrımı yapmak doğru bir tercihte bulunmak için önemlidir. Diğer yandan hayat her zaman bizi mutlu edecek dört dörtlük bir kombinasyon ve fırsatlar sunmuyor bize. Bu yüzden tam aradığımız ve içimize sinen tercihlerde bulunmak çoğu zaman olası olmuyor. Bu noktada da bazı isteklerden vazgeçmemiz ve isteklerimizi kısmen daraltarak bir uzlaşmaya gitmemiz gerekiyor. Bu da bizi önceliklerimizi iyi belirleme noktasına getiriyor. Hayatta başarılı olmuş, önemli işler başarmış insanların en belirgin özelliklerden biri iyi şekilde belirlenmiş önceliklere sahip olmaktır. Öncelikleri belirlemiş olmak lise çağındaki bir öğrenci için her zaman kolay bir iş değildir. Ancak bu dönemdeki bir kişi çevresinden de doğru desteği alarak çeşitli öncelikler belirleyebilir ve yaşamındaki önemli kararları bu öncelikler çerçevesinde verebilir. Dolayısıyla iyi bir tercih sürecinin olmazsa olmazı öncelikler üzerinde düşünmektir. Bu öncelikler de kişinin kişilik özellikleri, değerleri, yetenekleri, yaşam hedefleri ve hoşlandığı şeylerle ilgilidir.

Kişilik Özellikleri; meslek seçimi ile ilgili bütün kuramların örtük bir hedefi vardır; kişinin özellikleriyle mesleğin özellikleri arasında en üst düzeyde uyumu sağlama. Bu amaç mesleki rehberlik ve kariyer danışmanlığı alanında ortaya atılan ilk kuramın temel görüşlerini yansıdır. Ancak bugün de kariyer danışmanlığının nihai örtük amacı bir anlamda kişinin kendine en uygun meslek alanını seçmesine yardım etmektir. Bu uyum sürecinin en önemli değişkenlerinden birisi de kişilik özellikleridir. Kişilik kavramı temel bireyin tutarlı davranış örüntülerini ifade eder. Başka bir deyişle, kişilik bireyin farklı alanlarda ve zamanlarda tutarlı bir biçimde orta koyduğu duygu, düşünce, tutum ve davranışları ifade eder. Kişilikle ilgili yüzlerce farklı tanımlama ve teori ortaya atılmıştır. Farklı alanlarda yapılan çalışmalarda dışa dönük olma, sorumluluk, deneyime açıklık, nevrotiklik, uyumluluk gibi temel boyutlar ve sabırlı olma, cesur olma, işbirliğine yatkın olma, güçlü bir iletişime sahip olma, ikna edici olma, tutarlılık, hoşgörülü olma, başarı yönelimli olma, içtenlik, girişimci olma, sosyallik, kararlılık, yaratıcılık, disiplinli olma, risk alma gibi çeşitli kişilik özelliklerinden söz edilmektedir. Kişinin kendi özelliklerinin farkında olması ve tercih etmek istediği mesleğin gerektirdiği özellikleri öğrenmesi ve bu ikisi arasındaki uyuma bakması daha doğru kararlar vermeye yardımcı olacaktır.

Değerler; bir insan için önemli olanın ne olduğunu ifade eder. Bir işi yaparken onun sonunda ulaşmayı planladığımız şey çoğunlukla bizim değerlerimizi ifade eder. Değerler kişinin tutum ve davranışlarına yön verir. Yapılan araştırmalarda insanların bilinçli şekilde veya farkında olmadan yaşamlarındaki önemli birçok kararı değerleri çerçevesinde verdiklerini ortaya koymaktadır. Çok para kazanma, statü ve saygınlık, inançlara uygunluk, insanlara yardım etme, kendini sürekli geliştirme, gezme ve seyahat, esnek çalışma şartları, yetenekleri kullanma fırsatı sağlama, temiz bir çalışma ortamı, ilerleme fırsatı sağlama, bol tatil olanağı sağlama, kişiliğe uygun olma, kişiye kendini ifade etme fırsatı tanıma gibi değerler bireyin çeşitli konularda karar verirken göz önünde bulundurduğu bazı değer örnekleridir. Kişinin kendi değerlerinin farkında olması, ailesinin değerleriyle kendi inandığı değerlerin ayrımını yapabilmesi, farklı değerlerini göz önünde bulundurarak uygun bir karara varabilmesi önemlidir. Değerlerin belirgin olmaması, kişinin kendi değerleriyle aile değerlerinin çatışması, değerlerin öncelik sırasına konulamaması gibi faktörler meslek seçimi sürecinde kafa karıştırıcı faktörler olabilir. Kişinin bu noktada değerleri belirginleştirmesi, ilgili kişilerden yardım alması, yetenek ve ilgi gibi faktörleri göz önünde bulundurması, ailesiyle doğru bir iletişim kurarak uygun bir noktada buluşması bu kafa karışıklığını azaltabilecek bazı etkinliklerdir.

Yetenek ve beceriler;  kişinin diğer insanlara göre çok çaba harcamadan iyi yapabildiği şeyleri ifade eder. Bir konuda yetenekli olan kişi o işi diğer insanlara göre çok çalışmadan rahat bir şekilde yapar. Kişinin yetenekleri bir alanda ne kadar başarılı olabileceği ve yeni beceriler öğrenip öğrenmeyeceği konusunda bir fikir verir. Yetenekler doğuştan getirilen genel potansiyelle ilgilidir ve herkesin yetenekli olduğu bir alan mutlaka vardır. Ancak doğuştan getirilen potansiyel eğer uygun çevresel koşullar ve iyi bir eğitim süreciyle desteklenirse yetenekler ortaya çıkar ve gelişir. Sözel ve sayısal yetenek, çoklu zeka kuramında yer alan yetenek alanları, resim, müzik ve çeşitli sanat dallarındaki özel yetenekler temel yetenek alanlarını ifade ederler. Kişinin kendinde öne çıkan yetenekleri fark etmesi ve tercihlerde bulunurken bunları göz önünde bulundurması önemlidir. Söz gelimi öğretmenlikle ilgili bir alanı tercih edecek kişinin sosyal ilişkilerde iyi olması ve iletişim becerilerinin daha güçlü olması; mühendislik alanlarını tercih edecek kişinin sayısal yeteneğinin iyi olması, güzel sanatları tercih edecek kişinin özel yeteneklerinin daha iyi olması beklenir. Bu durum kişinin o alanlardaki başarı şansını arttırır. Ancak lise çağındaki öğrencilerin bir kısmı yeteneklerinin farkında değildir. Bu durum çoğunlukla kişinin kısıtlı imkanların olduğu bir çevrede yetişmesi ve yaşantı zenginliğinin sınırlı olmasıyla ilgilidir. Başka bir deyişle, kişi yeteneklerini keşfedecek ve geliştirecek imkanlara ve fırsatlara sahip olmamıştır. Bu yüzden insanlar zamanla yeni yetenek alanlarını fark edebilir ve var olan yeteneklerini zaman için geliştirebilirler. Bu da yeteneklere göre karar verirken çok keskin şekilde davranmamayı, esnek ve açık bir kapı bırakmayı zorunlu kılmaktadır. Bu durum kişinin tercih edeceği bölümleri belirlerken iyi araştırma yapmasını ve istediği bölümün gerektirdiği yeteneklerin ve yeterliklerin neler olduğunu öğrenmesini gerekli kılar. İyi bir araştırma yaptıktan sonra, kişi o bölümde başarılı olup olmayacağına yönelik bir kestirimde bulunabilir. Daha sağlıklı bir karar için onu tanıyan kişilerden, aileden, öğretmenden ve okul psikolojik danışmanından yardım alması faydalı olur.

Yaşam Hedefleri; yaşam amaçları insana sadece yol göstermez, gideceği yolda yürümesine yardım edecek enerjiyi de sağlar. Ancak ulaşmayı düşündüğü bir menzil olan insan o menzile doğru aşkla ve istekle yürür. Amaçsız olan insan bacaklarında yürüyecek derman bulamaz, plansız bir şekilde oradan oraya savrulup durur. Üniversite eğitimi iyi bir hayatın tek yolu değildir ama etkili yollarından biridir. Kişinin tercih edeceği bölüm uzun vadeli yaşam hedefleriyle tutarlı olmalı ve o yaşam hedeflerine yapılan yolculuğu kolaylaştırmalıdır. Bunun için de öncelikle kişinin yaşamda anlamlı hedeflere sahip olması gerekir. Yaşam hedeflerine sahip olmak da hayal kurmakla başlayan bir süreç. Çünkü insan hayatta hayalleriyle yol alır ve hayalleri kadar yol alır.

İlgiler ve hoşlanılan şeyler; ilgi kişinin herhangi bir baskı ve zorlama olmadan yaptığı ve o işi yaparken bıkkınlık ve tükenmişlik hissi yerine haz aldığı durumları ifade eder. İlgiler de meslek seçimi ve üniversite tercih süreçlerindeki önemli değişkenlerden birisidir. Meslek seçimi sürecinde bilim, teknik, sosyal yardım, ikna, ticaret, mekanik, iş ayrıntıları, edebiyat, müzik, güzel sanatlar gibi çeşitli ilgi alanları ortaya konulmuştur. Kişinin serbest zamanlarını değerlendirme biçimi, ısrarla ve sürekli yöneldiği etkinlikler, bir şeyleri yaparken zevk alarak yapması, hoşlandığı şeyler ilgileri hakkında bir fikir verir. Gerçekten ilgi duyduğu bir etkinliği yapan kişi o etkinliği kısıtlı koşullara rağmen sürdürür, o anda zamanın nasıl geçtiğini bilmez ve yaptığı şeyden gerçekten haz alır. Dolayısıyla bölüm tercihi yaparken o bölümün ders içeriklerini, eğitim programını, çalışma alanlarını ve bu alanlardaki faaliyetleri öğrenmek ve bundan zevk alınıp alınmayacağını düşünmek sağlıklı tercih yapma sürecine önemli katkı sağlar. Özetle; üniversite tercihi ve meslek seçimi sürecine kişinin kendini iyi tanıması, kişisel özellikleri üzerinde düşünmesi, ilgi, yetenek ve değerlerini düşünmesi, yaşam amaçlarına odaklanması ile başlanması gerekiyor. Bu noktada yaygın şekilde yapılan bazı yanlışlar şunlardır;

  • Kendini tanımadan bölümleri tanımaya çalışma
  • Sadece ailenin beklentileri doğrultusunda karar verme
  • Rehber öğretmenlerin kendi adına karar vermelerini isteme
  • Kişilik özelliklerine uygun olmayan meslekleri tercih etme
  • Hoşlanılmayan ama popüler olan bölümleri tercih etme
  • Değerleriyle açık şekilde çatışan bölümleri başka nedenlerden dolayı tercih etme
  • Herhangi bir hedefe sahip olmadan rastgele tercihlerde bulunma
  • Sadece ilgi,yetenek veya değere göre karar verme ve ailesel, sosyal, politik ve diğer geniş ölçekteki faktörleri göz önünde bulundurmama

Değişimi ve iş dünyasını doğru okuma

"21. yüzyılın cahilleri, okuma yazma bilmeyenler değil; öğrenmeyenler, yeniden öğrenemeyenler ve öğrendikleri yanlışları değiştirmeyenler olacaktır" diyor Alvin Toffler. Dünya artık çok hızlı değişiyor. Çünkü bugün bilgi çok daha kolay ve daha etkileşimli şekilde üretiliyor ve üretilen bilgi hızlı bir şekilde bütün dünyaya yayılıyor. Bu durum iş dünyasında da hızlı değişim ve dönüşümler meydana getiriyor. Bundan dolayı da bugün çok popüler olan bir alan, yeni bir sistemin geliştirilmesiyle birlikte bir sene sonra önemini yitirebilmektedir. Diğer yandan küreselleşme olgusuyla birlikte dünyanın küçük bir köy haline gelmesi de iş dünyasını köklü şekilde etkilemektedir. Bugün işsizlik de, işgücü de küresel birer mesele haline gelmeye başlamıştır. İş dünyası temelde teknoloji destekli bir hale gelmiş, bu durum da önemli değişimler meydana getirmiştir. Yapılan araştırmalar neredeyse bütün iş kollarında insana olan ihtiyacın azaldığını ve bir süre sonra bazı sektörlerde insanların yürüttükleri işlerin tamamının robotlar aracılığıyla yürütüleceğini ortaya koymaktadır. Bugün tıp, psikoloji, eğitim gibi alanlarda bile artık robotlar istihdam edilmektedir. Birçok insan bu durum karşısında umutsuzluğa kapılmakta ve artık yapılacak çok az şeyin kaldığını düşünmektedir. Ama aslında durum böyle değildir. Her yeni değişim yeni bir fırsatla birlikte gelir. Başka bir deyişle; her değişimde, eğer doğru okunursa, mutlaka yeni fırsatlar keşfedilecektir. Bugün bir fabrikaya girdiğinizde işlerin bütünün robotlar tarafından yürütüldüğünü görüp umutsuzluğa kapılabilirsiniz. Ama hemen yan tarafına veya üst katına çıkarsanız o çalışan robotların idaresi, bakımı, güncellenmesi, tamiri gibi işlerle uğraşan yüzlerce insan da görürsünüz. Bu şu demek; robotların iş dünyasına hakim olması kas gücüne veya fiziksel güce olan ihtiyacı azaltmıştır ancak başka alanlarda insana yeni fırsatlar getirmiştir. Özellikli bilgisayar teknolojileri, yazılım geliştirme, kodlama, yapay zeka araştırmaları gibi alanlarda ciddi ihtiyaçlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Geleceğin meslekleri diye tanıtılan birçok mesleğin ortak özelliği bu değişimden kaynaklı olarak ortaya çıkmalarıdır. Dolayısıyla, meslek seçimi sürecinde bu değişimlerin doğru okunması önemlidir.

Geleceğin Meslekleri Neler?

Haber sitelerinde zaman zaman geleceğin meslekleri konulu haberler yapılmakta ve çeşitli meslek isimleri paylaşılmaktadır. Bunların bir kısmı bazen araştırma raporlarından alınmakta, bir kısmı da izleyicinin dikkatini çekmek için oluşturulan magazinsel içeriklerden oluşmaktadır. Geleceğin meslekleri ile ilgili çeşitli uluslararası organizasyonların, iş dünyasını inceleyen şirketlerin ve araştırma kuruluşlarının zaman zaman yayınladığı raporlar bulunmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu ve OECD gibi kuruluşların işlerin ve çalışma hayatının geleceği konulu güzel araştırmaları bulunmaktadır. Geleceğin meslekleri bir anlamda gelecekte daha yaygın bir ihtiyaç haline gelecek bilgi, beceri ve donanımlarla ilgilidir. Yeni Ekonomi Derneğinin (www.yed.org.tr) 2017 yılında yaptığı “Günün ve Geleceğin Meslekleri” isimli çalışmada 2020 yılı için geleceğin mesleklerin önemli olacak 10 yetkinlik şöyle sıralanmaktadır;

  • Problem çözme
  • Eleştirel düşünme
  • Yaratıcılık
  • İnsan yönetimi
  • Takın çalışması
  • Duygusal zeka
  • Muhakeme ve karar alma
  • Değişime uyum sağlama
  • Müzakere
  • Bilişsel Esneklik

Aynı raporda geleceğin bazı meslekleri şöyle sıralanmaktadır;

  • Bilgi Sistemleri Uzmanı & Bilgi Güvenliği Uzmanı
  • Dijital Pazarlama Uzmanı
  • Finans Mühendisi
  • Gelecek Tasarımcısı
  • Havacılık Uzmanları
  • İş Zekası Danışmanı & Veri Madencisi
  • Kent Tasarımcısı
  • Malzeme Bilimcisi
  • Mobil Uygulama Geliştirici
  • Nöropsikolog
  • Proje Yöneticisi
  • Robot Teknisyeni & Nesnelerin İnternet Uzmanı
  • Tıp Mühendisi & Biyoenformatik Uzmanı
  • Uluslararası Hukukçu
  • Web Tasarımcı
  • Yazılım Mühendisi
  • Yeni Ekonomi Danışmanı
  • Yeni Medya Uzmanı
  • Yenilenebilir Enerji Mühendisi

İlgili raporda her bir mesleğin tanıtımı yapılmış, mesleğe ilişkin yetkinlikler ifade edilmiş ve her bir mesleği yapmak için hangi bölümlerden mezun olunması gerektiği belirtilmiştir. Dünya ekonomik forumunun 2018 yılında yayınladığı “İşlerin Geleceği Raporu’nda” da geleceğin meslekleri şöyle belirtilmiştir;

  • Veri Analistleri ve Veri Bilimcileri
  • Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi Uzmanları
  • Genel Müdürler ve Operasyon Müdürleri
  • Büyük Veri Uzmanları
  • Dijital Dönüşüm Uzmanları
  • Satış ve Pazarlama Profesyonelleri
  • Yeni Teknoloji Uzmanları
  • Bilgi Teknolojileri Servisleri
  • Proses Denetim Uzmanları
  • İnovasyon Profesyonelleri
  • Bilgi Güvenlik Analistleri
  • E-Ticaret ve Sosyal Medya Uzmanları
  • Kullanıcı Deneyimi ve İnsan-Makine Etkileşimi Tasarımcıları
  • Eğitim ve Gelişim Uzmanları
  • Robotik Uzmanları ve Mühendisleri
  • İnsan ve Kültür Uzmanları
  • Müşteri Bilgi ve Müşteri Hizmetleri Çalışanları
  • Servis ve Çözüm Tasarımcıları
  • Dijital Pazarlama ve Strateji Uzmanlar

Aynı raporda 2022 yılında iş dünyasının talep edeceği beceriler ise şöyle sıralanmaktadır;

  • Analitik ve inovatif düşünme
  • Etkin öğrenme stratejilerine sahip olma
  • Yaratıcılık, özgünlük ve girişkenlik
  • Yeni teknolojileri dizayn etme ve programlama yeteneği
  • Eleştirel düşünce ve analiz yeteneği
  • Kompleks problemleri çözme becerisi
  • Liderlik ve sosyal nüfuz
  • Duygusal zeka
  • Muhakeme, problem çözme ve hızlı kavrama yeteneği
  • Sistem analizi ve değerlendirmesi

MESLEK SEÇİMİ VE BÖLÜM TERCİHİNDE DİĞER ÖNEMLİ KONULAR

  • Tercihleri dikkatli yapmanız gerekiyor. İstediğiniz bölümlerin bir önceki yıla ait puanlarını, yüzdelik dilimlerini vs iyi hesaplayın.
  • İyi bir üniversitenin kötü bir bölümü olabileceği gibi, ortalama bir üniversitede kendi alanında çok iyi olan bir bölüm olabilir. Bu yüzden genelleme gibi yanlışa girmeden bölüm olanaklarını ve kadrosunu araştırmakta yarar bulunmaktadır.
  • Şehirler tek başına üniversite tercihi için yeterli bir ölçtü değildir. Ama önemli bir ölçüttür. Üniversitenin olduğu şehir staj imkânları, çalışma ve iş bulma fırsatları, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler açısından büyük öneme sahiptir. Bu anlamda büyük şehirlerin imkânları daha ön plana çıkmaktadır. Ancak büyük şehirlerde de başka dezavantajlar olabilir. Bu noktada kişinin öncelikleri ve şehirden beklentileri devreye girmektedir. Bunları iyi belirlemek daha tutarlı bir karar vermeye yardımcı olacaktır.
  • Üniversite sadece akademik bilginin yüklenildiği yer değildir. Bu yüzden seçeceğiniz üniversitenin ve bulunduğu şehrin sosyo-kültürel imkânları da önemlidir. Spor etkinlikleri, kütüphane imkânları, sanatsal faaliyetlerin yoğunluğu ve bunun alt yapısı, farklı yabancı diller öğrenmeye elverişlilik, araştırma ve geliştirme alt yapısının uygunluğu gibi konuların incelenmesi önemlidir.
  • Gitmek istediğiniz üniversitenin ve seçeceğiniz bölümün okuyanlarına ve mezunlarına ulaşın. Birinci dereceden en sağlıklı bilgiyi alabileceğini kaynaklar onlardır. Ancak bunu yaparken sadece bir kişiye veya sadece okuyanların görüşlerine bağlı kalmayın. Çünkü nihai noktada herkes kendi gerçekliğine ihtiyaçlarına göre bir tablo çizecektir size. Başarısız olmuş bir kişi olumsuz şeyler söylerken, hayatından memnun bir kişi daha güzel şeyler söyleyecektir. Burada sizin farklı kişilere ulaşmanız ve doğru sorularla nesnel veri elde etmeniz önemlidir.
  • Yabancı dil iş dünyası için olmazsa olmaz şartlardan biri haline gelmeye başladı. Üniversiteden mezun olduğunda iyi derecede bir yabancı dil bilgisi olan kişi rakiplerine göre çok daha avantajlı durumdadır. Yabancı dil öğrenmenin çeşitli yolları bulunmaktadır. Ancak yazın kısa dönemli gidilen kurslarla iyi bir yabancı dil öğrenmek çok zor oluyor. Bu yüzden yabancı dille eğitim yapan üniversitelerin birini tercih etmek çok daha işlevsel ve avantajlı olur.
  • Şartları zorlayın veya başka alternatifler bulmaya çalışın ama sevmediğiniz ve istemediğiniz bir bölüme gitmeyin.
  • Üniversite tercihi sürecinde en önemli kriter okumak istediğiniz bölümün kendisi olmalı. Bununla ilişkili şehrin güzelliği, aynı arkadaşla birlikte okuma, tanıdıkların olması, üniversitenin eve yakınlığı gibi değişkenler ikinci veya üçüncü düzeyde ele alınması gereken konulardır.
  • Eğer mezun olduktan sonra hemen atanma gibi bir kaygınız varsa öğretmenlik bölümlerini birkaç istisna dışında tercih etmeyin. Halihazırda atama bekleyen yüz binlerce mezun bulunmakta ve siz mezun olana kadar buna on binlerce kişi daha eklenecektir.

Son söz niyetine; üniversiteyi kapak atılacak yer olarak düşünmeyin. Üniversiteye girdikten sonra da yoğun bir çalışma ve kendinizi sürekli geliştirme temposuna hazırlıklı olun. Çünkü üniversite yılları sizi hayata hazırlayan en verimli yıllardır. Eğer bu 4-5 yılı dolu dolu geçirirseniz hayatınızın geri kalan döneminde daha avantajlı ve mutlu bir durumda olursunuz.

Dr. Ferhat KARDAŞ

 

 

 

 

KAYNAKÇA

  • İşlerin Geleceği Raporu, 2018. Dünya Ekonomik Forumu
  • Günün ve Geleceğin Meslekleri Raporu 2017, Yeniden Ekonomik Derneği.
  • MEB, YÖK ve ÖSYM İstatistikleri

1 Comment

  1. Çok güzel bir yazı. Üniversite tercihi yapacak bütün öğrencilere okumalarını tavsiye ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir